İlgide kayıtlı yazınız eki özelge incelenmiş olup, konuya ilişkin görüşümüz aşağıda açıklanmıştır.
Bilindiği üzere, yürürlükten kaldırılan 5432 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde "Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar" denilmekte ve aynı Kanunun 104 üncü maddesinde de "Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak üç yıl, kaçakçılık halinde ise beş yıl içinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zaman aşımına uğrar" hükmü bulunmaktadır.
Kaldırılan 797 sayılı Kanunda, Vergi alacağının doğması maddi bir olayın vukuuna veya hukuki durumun tekemmülüne bağlanmış olup, 5432 sayılı Vergi Usul Kanununun 104 üncü maddesiyle zaman aşımı tek bir esasa ve vergiyi doğuran olaya bağlanmıştır. 797 ve 5432 sayılı Kanunlarda zaman aşımını durduran veya kesen olaylara yer verilmemiş olduğundan beyannamenin verilmesi veya verilmemesi veyahut olayın vergi dairelerine hiç intikal etmemesi hallerinde bu süre işlemekte idi. Bu durumun õnlenmesi bakımından 7338 sayılı Kanunun 20 inci maddesiyle, 5432 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde sözü edilen (Vergi alacağını doğuran olay) hükmünün 7338 sayılı Kanun yönünden uygulanmasına açıklık getirilmiş bulunmaktadır.
7338 sayılı Kanunun 20 inci maddesine gõre, yükümlülük;
a) Beyanname verildiği takdirde, beyannamede gösterilen mallar için beyanname tarihinde,
b) Verilen beyannamede gösterilmiyen mallar ile beyanname verilmeyen hallerde intikal eden malların
idarece tesbit olunduğu tarihte,
c) Terekenin tahriri, defter tutma veya resmi tasfiye hallerinde mahkemece bu muamelelerin ikmal edildiği tarihte, başlamakta ve Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesiyle tayin ve vergi alacağını doğuran olaya bağlanan tarh zaman aşımı süresinin tesbitinde de yükümlülüğün başlangıç tarihi esas alınmakta, bu tarihlerden itibaren tarh zaman aşımı süresi hesabedilmektedir.
7338 sayılı Kanunun Geçici 2 inci maddesiyle 1.3.1957 tarihinden sonra meydana gelen ölüm ve intikaller hakkında da sözkonusu kanun hükümlerinin uygulanacağı esas kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu durumda;
1- 1.3.1957 tarihinden evvel meydana gelen ve mülga 797 sayılı Kanun hükümleri ile o tarihte yürürlükte bulunan 5432 sayılı Vergi Usul Kanununun 19 uncu ve 104 üncü maddelerine göre tarh zaman aşımı süresi dolmuş bulunan intikal olaylarının vergilendirilmemesi,
2- 1.3.1957 tarihinden evvel meydana gelmiş olmakla beraber 7338 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 1.6.1959 tarihinde, o tarihte yürürlükte bulunan 5432 sayılı Kanunun 19 ve 104 üncü maddelerine göre hesaplanacak tarh zaman aşımı süresi dolmamış bulunan intikal olaylarında 7338 sayılı Kanunun 20 inci maddesi hükmüne göre işlem yapılması icabeder.
Yukarıdaki açıklamalarımız karşısında, Veraset ve İntikal Vergisi mükelleflerinin beyanname vermemeleri veya mükellefler tarafından beyan edilmeyen mallar idarece tesbit edilmediği hallerde, Veraset ve İntikal Vergisinde zaman aşımı sözkonusu olmamaktadır.
Bu itibarla, 1918, 1938, 1939, 1943 yıllarında meydana gelen intikallerin tarh zaman aşımına uğraması dolayısıyla mükelleflerden veraset ve intikal vergisi aranılmaması gerekir.
Ayrıca, 1957 tarihinden sonra meydana gelen intikal olayları hakkında 7338 sayılı Kanunun 20 nci maddesi hükümleri dikkate alınarak mükelleflerden veraset ve intikal vergisi aranılması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini ve gereğinin buna göre yapılmasını rica ederim.
Bakan a.
Daire Başkanı